Dönüşüm Muhteşem Olacak!

Işıl Eğrikavuk'un muhteşem dönüşü üzerine bir söyleşi.

SPOT Üretim Fonu ilk sergisini açmaya hazırlanıyor. Hazırlıklar nasıl gidiyor?

Gayet iyi, şu aşamada performans üzerine yoğunlaşmış vaziyetteyim. 29 Eylül’deki performans aslında projenin başlangıcı gibi oldu. 29 Eylül’de Salt Beyoğlu’nda yapılan performanstan sonra 16 Ekim’de de SPOT’ta sergi açılıyor.

Güncel sanatla okul yıllarından iç içe olmaya başladınız, kimi yayınlara yazılar yazıyorsunuz ve üniversitede ders de veriyorsunuz. SPOT'taki sergi için 'Dönüşüm Muhteşem Olacak!' ismi düşünülmüş. Neden böyle iddialı bir isim seçildi?

2012191018615_MG_6106

'Dönüşüm Muhteşem Olacak!' sanki benim dönüşümmüş gibi algılanabilir, ama tamamen sosyal ve çevresel bir dönüşümden bahsediyorum sergide. Baz olarak da Taksim Meydanı'nı alıyorum. Taksim Meydanı etrafında dönen tartışmalar uzun süredir gündemde, biliyorsunuz. Ama bu projede biz kentsel dönüşüm mevzunu hem mimari değişim hem de ‘Arap baharı’ üzerinden biraz parodileştiriyoruz. Biz diyorum zira yaklaşık 10 kişilik bir ekiple birlikte çalışıyorum bu performans için.  Performans hem bu karikatürize edilmiş yarı komik yarı absürd durumu ele alıyor, hem de içinden geçtiğimiz sosyal-siyasi-mimari değişime referansta bulunuyor.

SALT'ta big talk show formatında ilerleyen bir performans olduğunu söylediniz. Performans, senaryo üzerinden ilerliyordu. İzlemeyenler için bu işi biraz anlatabilir misiniz?

Performans yarı gerçek - yarı kurgu bir talk show. Sunucu olarak Saba Tümer gibi bir ekran ismiyle çalıştım. Konuklar da keza, bir rol oynasalar da gerçek kimlikleriyle bağlantıları olan kişilerdi. Mısır’ın Elif Şafak’ı olarak bilinen Amira Hussein, Suriyeli bir aşçı ve Taksim’e vizyoner bir bakış açısı sunan bir mimar da senaryonun parçalarından bazılarıydı. Konular ise Tahrir meydanı’nda  geçen bir aşk hikayesinden başlayıp, Taksim Meydanı'na piramitleri dikmeye kadar uzanıyordu. Benim için asıl hazırlık yazıyla başlıyor. Önce bir metin üretip onun üzerinden ilerliyorum, bu tüm işlerimde böyle. Bu performans için de projenin sanat yönetmeni olan Jozef Amado ile oturup stüdyoya kapandık önce. Çatıyı kurdukyan sonra ise gerisi biraz çorap söküğü gibi geldi. Ama şunu da söylemeliyim, benim için seçtiğim oyuncuların önemi büyük. Çünkü çoğu zaman bir rolü çalışmayı düşündüğüm kişiye göre yaratıyorum. Yaptığım işlerin hepsinde bu böyle, karakterler ne tamamen fabrike edilmiş tipler ne de salt belgesel özneleri. Ben kurgu ve gerçek arasındaki çizgiyle oynamayı ve bunu da seyirciye yansıtmayı seviyorum.

201219101866_fotograf

Burada Taksim Meydanı'nın değişim süreci ve bunun etrafında gelişen durumlara karşı alınan tavırlar karşı siz ne düşünüyorsunuz?

Taksim Meydanı gerek üzerine yapılan müdahalelerin çok fazla tartışıldığı gerekse de çoğu insanın ortak belleğinin kesiştiği bir alan. Tarihçe olarak baktığınızda politize olmuş, sonra pasifize edilmiş, sonra da eğlence ve turizmin çekim merkezi bellenip melezleştirilmiş bir alan. Hem mimari açıdan hem günlerde Ortadoğu’dan gelen turistlerin de etkisiyle sosyal açıdan bir dönüşüm içinde. Tüm bunlar senaryonun altyapısı olarak düşündüğümüz fikirlerdi. Ama bunu hikayeleştirmek başka bir şey tabii.
'Kısıtlı olan insan görünürlüğü'nü hikaye anlatıcılığı ile anlatırken neden sunu tavrını seçtiniz?

Benim yaptığım zaten gündemde olan bilindik hikayeleri tekrar etmek yerine bunları absürdleştirerek inandırıcılığın sınırlarını zorlamak. Taksim Meydanına Mısır  Piramitleri’ni yerleştirmek fikri de bunu bir parçası. Ama diğer yandan baktığınızda da, hali hazırda var olan projeler arasında o kadar absürdleri var ki, benim hayal gücüm geride kalabilir.

Sergi, 19 Ekim - 24 Kasım tarihleri arasında Setüstü, Kabataş SPOT Ofisi'nde görülebilir.

Fotoğraflar, Onur Çöçeli

Kaynak = http://www.xoxothemag.net/post/1751/donusum-muhtesem-olacak

No Comments Yet.

Leave a comment

You must be Logged in to post a comment.